SEVMEK
Bir Öğretmenin “Öğrencilerimi seviyorum” demesi, sevmek için yeterlimi? Hayır, yeterli değildir. Sevgili öğretmenim sınıfına sopa ile girersen, öğrencilerine, demokrasiyi, insan haklarını anlatabilir misin? Dersine geç girer ve öğrencilerinden önce çıkarsan, sabahları yapılan törene geç gelirsen, okul idaresiyle iyi ilişkiler kurabilir misin? Okuldaki öğretmen arkadaşlarınla konuşmaz, onlarla iyi ilişkiler kuramazsan, öğretmen arkadaşların seni sever mi? Sevgili öğretmen içinizdeki nefreti, kini, öfkeyi atın onların yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü koyun. Aldığınız maaşı, ücreti hak ederek alın. Bakın o zaman nasıl başarılı ve mutlu bir öğretmen olacaksınız. Öğrencilerinizi, vatanını seven, devletini ve bayrağını, anne ve babasını, öğretmenini, insanları seven, Atatürk ilkeleriyle uyumlu, inkılâplarıyla tutarlı, teknolojik çağı yakalamış ve ileriye yürüyen insanlar yetiştirmelisin. Eğitim sistemimizin amacı çağını yakalamış ve onun ötesine yürüyen insanlar yetiştirmektir. İşte bu nisanları yetiştirmekle sen yükümlüsün öğretmenim,
Elbette, her öğretmenin onaylanmaya, takdir görmeye ihtiyacı vardır. Öğretmenim, bütün bunlar sana bağlıdır. Kimseye danışmadan, sürekli kendi bildiklerini yapan bir öğretmen olma. Çünkü böyle öğretmen kendisini geliştiremez. Sayın öğretmenim, sende kariyerine yön vermekte zorlanıyorsan, çevrendeki uzman ve deneyimli öğretmenlere merak ettiğin soruları sormalısın. Çağımızın teknolojisinden mutlaka yararlanmalısın. Öğrencilerini de sevmek zorundasın. Öğretmenin öğrencilerini sevmesi; onları direkt veya gizli olarak cesaretlendirmeyi içerir. Öğrencilerinin; ihtiyaçlarını kestirebilen, ilgi alanlarını değerlendirebilen, nasıl öğrendiklerini anlayan öğretmenlerin, bu davranışları öğrencilerine sevgilerini anlatır. Sevgili öğretmenim, her şeyden önce mesleğini sevmelisin. Hatta mesleğine gönül vermiş öğretmen olmalısın. Meslek sevgisinin coşkusuyla, kişilik ve teknolojik özelliklerini birleştirirsen etkili bir öğretmen olacaksın. Hiçbir zaman, meslek sevginle, insan sevgisini ayrı düşünmemelisin. Nitekim insanlara sevgi duymayan öğretmen, mesleğine de sevgi duymayacaktır. Öğretmenin insan sevgisi gönülleri, meslek sevgisi de zihinleri şekillendirir. Unutma ki, öğretmenine kalbi kapalı bir öğrencinin, zihni de, bilgiye kapalı olacaktır
Bir toplumun yükselmesi, ileri gitmesinde en önemli unsur ”İnsan” unsurudur. Bu unsur, eğitilmiş, bilgili ve beceri sahibi olmalıdır. Bu unsuru eğitecek, bilgilendirecek, beceri ve yeteneklerini ortaya çıkaracak, sensin öğretmenim. Çünkü bir ülkedeki tabiî kaynakların hiç biri, insan unsuru kadar önemli değildir. Japonya bunun en güzel örneğidir. Yeterli tabiî kaynakları olmayan Japonya bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinden biri haline çalışkan, becerikli, birbirine saygılı, birbirini seven, hoşgörülü ve milletini ve memleketini seven insanların yetişmesi, sayesinde gelmiştir
Öğretmenim öğrencilerini modern, çağdaş, uygarlık seviyesine uygun, ilim ve teknolojiyle donatılmış ve kendi kimliklerini bilecek, kendi öz kültürlerini benimsemiş, millî, mânevî ve ahlâkî değerlerimizi, örf ve âdetlerimizi unutmadan bu toprakları vatan olarak kabul etmiş, inançlı, memleket sever insanlar olarak yetiştirmelisin.
Öğrenciler öğretmenleri eliyle demokratik bir terbiyeden geçmeli, karşı fikirlere de hoşgörü ile bakmayı öğrenmelidirler. Çocuklarımız herkese saygı göstermeyi bilmeli, tartışma ve araştırmaya sevk edilmelidirler.
Tarihin her döneminde öğretmen daima veren eldir. Nesillerin yetişmesinde sadece öğretmenlerin alın teri ve emeği vardır. Bilgi kitaplardan edinilebilir, fakat bilgiye karşı sevgi ancak şahsî temas ile geçer. Toplumda hiçbir fert öğretmen kadar baş tacı edilmeye lâyık değildir. O okulunda, annedir, babadır, rehberdir, şefkat dolu kalbiyle, bir öğretmendir.
Süleyman ÖZBAKIŞ
14 Eylül 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder