11 Ekim 2009 Pazar

sosyal adalet

YURDUMUZDA DEMOKRASİ

Yurdumuzda demokrasinin oluşumu ve gelişimi için öncelikle, kendi değerleriyle çatışmayan, bindiği dalı kesmeyen, uluslar arsı düşünüp, kendi ülkesinde uygulayabilen, aydınlara, akademisyenlere ve politikacılara ihtiyaç vardır. Özünde tartışmalı konu olan demokrasi, yurdumuzda uygulanmaya çalışılan bir modeldir. Esasında neyi getirdiğini, neyi götürdüğü tartışılmalıdır. Günümüzde ise demokrasiye üstün bir anlam yüklenmiş, hemen her ülke kendi yönetim sistemini demokratik olarak nitelendirmektedir. Yurdumuzda ise anayasaya göre demokratik bir devlettir.
Bugünün demokrasilerinde "oyu verme, sonra koyuverme (iktidarı kendi haline bırakma)" yoktur. Sivil toplum, örgütler hem denetim yaparlar hem de belli bir düzen ve sınırlar içinde yönetime katılırlar. Peki, yurdumuzda demokrasi teoriye ne kadar uygun? Bir kere Batı'da ordunun yönetime katılması, siyaset yapması, hele hele darbe yapması mümkün değildir, düşünülemez. Bizde bugüne kadar bunlar olagelmiştir, bugünlerde "artık olmaz herhalde" noktasına gelinmiş gibidir. . Batı'da yasama ile yargı ve yürütme arasındaki denge daha iyi kurulmuştur. Demokrasinin olmazsa olmazı olan "halkın egemenliği" ilkesi etkilidir; sonuçta ülkeyi atanmışlar değil, seçilmişler yönetir. Bizde ise bu denge henüz kurulabilmiş değildir. Halka güvenmeyenler, kendilerince bazı tehlikeleri, olumsuz gelişmeleri engellemek için "halkın egemenliğini" sulandırmışlar, işlemez hale getirmişlerdir. Bugünkü uygulama ile zengin daha zengin, fakirin sadece karnını doyuran fakir olmuştur.
Bugün ülkemizin İlköğretim okullarında, öğretmen sınıfa sopa ile giriyorsa, liselerimizde despotça bir uygulama yapılıyorsa, zengin kapitalist işçisini eziyorsa, aile içinde şiddet uygulanıyorsa, bu ülkede demokrasiden bahsetmek mümkün mü?

Süleyman ÖZBAKIŞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder